Savaşta aşk ve sadakat: Thebaili aşık savaşçıların hikayesi

Dr. Öğr. Üyesi
Ömer Tatar

Akdeniz
Üniversitesi,
Tarih Bölümü

Kutsal Birlik, Chaeronea savaş alanına dikilen devasa aslan anıt mezarıyla somutlaştı; aşk ile cesaretin, bağlılık ile dir enişin taşa kazındığı bir sembole dönüştü. Bu birlik, yalnızca askeri disiplinin değil, derin bir duygusal bağlılığın da savaş alanındaki gücünü temsil ediyordu. Chaeronea’da yan yana düşen, belki de el ele ebediyete yürüyen aşık askerlerin mirasına iki bin yıl sonra yeniden dokunanlar, yine eşcinsel aşıklar oldu.

Antik çağlarda, askeri teknolojinin neredeyse tümüyle kas gücüne dayandığı bir dönemde, savaşın erkeklerle ve dolayısıyla erkeklikle özdeşleştirilmesi şaşırtıcı değil. Ordular cesaret, disiplin, fiziksel idman, güç ve dayanıklılık gibi erkeksi erdemleri temel alan bir yapı üzerine inşa edilirken bu anlayışın, günümüzde dahi büyük ölçüde korunduğunu söylemek yanlış olmaz. Öte yandan, bugünkü bakış açısından farklı olarak Antik Yunan’da eşcinsel askerlerin varlığı asla sıra dışı bir olgu değildi. X enophon ve Polyaenus gibi antik yazarlar muharebe zamanı garnizonlarda askerlere eşlik eden genç oğlanlardan bahseder. Bir tarafın muharebeye doğrudan dahil olmadığı, kısa süreli bu nevi bir ilişki, kimi zaman her iki tarafın savaşçı olduğu bir biçim de alabilmekteydi.

Oğlancılık temelli, tecrübeli olanın yeni yetişene yol gösterdiği ancak eşcinsel bir münasebeti de içeren askeri bir düzen de nadir değildi. Dahası, Platon’un Symposium eserindeki diyaloglardan anlıyoruz ki; birbirine aşık askerlerin varlığı kimi zaman arzu edilen bir durumdu. Atinalı Phaedros, sevgililerden oluşacak bir ordunun, sayıca ne kadar az olursa olsun tüm dünyaya karşı koyabileceğini dile getirir. Ayrıca şöyle diyor Phaedros: “[…] sevdiğini zor durumda bırakmaya ya da tehlikedeyse ona yardım etmemeye gelince, hiç kimse aşkın onu en cesur doğmuşlara eşit kılacak bir cesaretle ilham veremeyeceği kadar korkak değildir”.

150 erkek çiftten oluşan seçkin bir askeri birlik

Adı ve ünü binyılları aşan askerlerin, komutanların, savaşçı kralların ve hatta tanrıların varlığına tanıklık ederiz; örneğin Akhilleus ile Patroklos’un aşkla beslenen dostluğu, Harmodios ile Aristogeiton’un özgürlük uğruna alevlenen tutkusu, Büyük İskender ile Hephaistion’un sarsılmaz bağları ve Herakles ile Iolaus’un ölümsüz aşkı.

Akhilleus ve Patroklos.
Herakles ve Iolaos.

Hikayeleri günümüze ulaşan yahut hiçbir iz bırakmadan dünyadan ayrılmış nicelerinin varlığı aşikar. En az aşk kadar savaş da hayatın olağan akışı içerisinde kendine sıklıkla yer bulduğundan, eşcinsel asker ve/ veya çiftlerin varlığı da bu akışın en tabi par çalarındandı. Dini ritüeller de bu n evi bir kimliğe bürünebiliyordu. Örneğin Spartalı askerlerin muharebeye başlamadan hemen evvel Eros’a kurban sunmaları, pek tabi ordu mensupları arasındaki duygusal ve cinsel çekim temelinde açıklanabilir. Günümüze ulaşan tüm bu kişi ve olgular içerisinde tarihe düşülmüş öyle bir kayıt vardır ki belki de hepsini geride bırakır: Thebaili aşık savaşçıların hikayesi. Söz konusu hikaye, her daim muharebe sahasına yansımayan münferit gönül ilişkilerinden oldukça farklı bir öz ve seyre sahip olmuştu.

“Ben tarihi değil yaşamı kaleme alıyorum” diyen Roma İmparatorluk dönemi yazarı Plutarkhos’un Pelopidas eseri sayesinde bugün varlığından ayrıntılı bir biçimde haberdar olduğumuz Thebai Kutsal Birliği (ἱερὸν λόχον), Antik Yunan’da özenle seçilmiş 150 erkek çiftten oluşan seçkin bir ask eri birlikti.

Roma dönemi
filozof ve tarihçisi
Plutarkhos.

Söz konusu birlik, MÖ 4’üncü yüzyılda faaliyet göstermiş ve disiplini, eğitimi, savaştaki başarısı sayesinde döneminin en ünlü muharebe güçlerinden biri haline gelmişti.

300 askerden meydana gelen bu kutsal birliğin eşsiz yapısı, olağanüstü başarıları onu merak ve hayranlık uyandıran bir konuya dönüştürdü. Ömrü yarım asırdan kısa, sonları ise oldukça hüzünlü biten Thebaililer, askerliğin eril kültürün en başat olgularından biri olduğu ‘Modern’ dünyamıza ilham vermeye devam ediyor.

Thebaili
Savaşçılara dair
canlandırma.

Orta Yunanistan’ın Boeotia bölgesinde, Kithairon dağ silsilesinin kuzeyinde yer alan, antik Hellen dünyasının önde gelen kentlerinden Thebai, MÖ 4’üncü yüzyılda Epaminondas ve Pelopidas gibi isimlerin liderliğinde önemli bir askeri güce de sahip olmuştu. Muzaffer çıkılan diğer birkaç çarpışmanın ardından MÖ 371 tarihli Leuktra Muharebesi’nde gösterilen üstün başarı, anakarada Sparta egemenliğini kırarak tarihin seyrini de bir bakıma değiştirmişti. Bu süreçte, Thebai ordusunun en seçkin ve önemli birliklerinden biri olan Kutsal Birlik tarih sahn esinde öne çıkıyordu. İlk kez MÖ 4’üncü yüzyılın sonlarında Korinthoslu Deinarkhos tarafından yalnızca ismen zikredilen bu birliği, Plutarkhos’un anlatısı sayesinde daha ayrıntılı ve derinlemesine bir şekilde biliyoruz.

Günümüz sınırları
içerisinde Thebai
kentini gösteren
harita.

Yazarın aktardığı hususlardan evvel, yine kendisinden öğrendiğimiz ve içerisinde eşcinsel askerleri barındıran kimi Thebai adetlerine değinelim.

Muharebe alanında her bir çift yan yana pozisyon alırdı

Thebaili yetişkin bir askerin kendinden yaşça küçük sevgilisine askerlik çağı geldiğinde zırhını ve silahlarını hediye etmesi bunların başında gelir. Bu hiç şüphesiz aynı zamanda bir geçiş adetine de işaret eder. Bir diğeri Thebaili asker çiftlerin, Herakles’in sevgilisi olduğuna inandıkları, 12 görevi tamamlamasında ona yardımcı olan Iolaus’un mezarı başında ettikleri karşılıklı bağlılık ve sevgi yeminleridir.

Bu sıradışı grup, askerlerin eşleri yanlarında olduğunda cesur ve daha büyük bir sadakatle savaşacaklarına duyulan makul inançla bir araya getirilmiş, Polyaenus’un ifadesiyle ‘karşılıklı sevgiyle birbirine adanmış’ 150 çift erkek sevgiliden oluşuyordu. Muharebe alanında her bir çift yan yana pozisyon alıyor, aşıkların meydana getirdiği bu birlik birbirlerini de korumak dürtüsüyle adeta yıkılmaz bir duvara dönüşüyordu. Bir başka Roma dönemi tarihçisi Athenaeus bu durumu, “Bir insan en sevdiği kişi yanındayken, korkak olarak anılmaktansa her şeyi yapmayı tercih eder” şeklinde dile getirir.

Birliğin oluşumu, kentin Sparta işgalinden kurtulmasından hemen sonraya tekabül ediyor olmalıdır. Plutarkhos’un ifadesine göre Thebai Kutsal Birliği MÖ 379/8 civarında, Thebaili komutan Gorgidas tarafından oluşturulur. Öte yandan, bazı antik yazarlara göre Pelopidas ve Epaminondas halef komutanlar, bazılarına göre ise birliğin asıl kurucularıdır . Başını çektikleri isyan ile Tiran Hipparkhos’u devirerek Atina’da demokrasi yolunu açan aşıklar Harmodios ve Aristogeiton, yine bir özgürleşme anlatısı içerisinde Thebaililere kavramsal öncülük etmiş olabilir.

Plutarkhos’un aktardığına göre Birlik, Thebai kentinin akropolisinde konumlu Kadmeia iç kalesinde barınıyor ve talimlerini sürdürüyordu.

Thebai akropolisinde
yer alan Kadmeia iç
kalesi.

Yine Plutarkhos’un aktardığına göre bu sebeple ayrıca kent birliği olarak da adlandırılmaktaydı. Mensup askerler, tüm Yunanistan’ın en elit ve en iyi eğitimli ağır piyade, yani hoplit birliğini meydana getirmekteydi.

Hoplite birliklerini gösteren vazo resmi.

Birliğin muharebe alanlarındaki fonksiyonuna gelecek olursak, düşman hatlarını yararak bir şok gücü oluşturmak, cesaretleri ve etkinlikleriyle Thebai ordusunun geri kalanına ilham vermek en önemli görevleriydi. Gorgidas döneminde daha dağınık bir biçimde muharebe alanında görev yapan birlik, Pelopidas idaresinde yek vücut halinde, birbirlerinden hiç ayrılmadan ön saflarda çarpıştılar.

MÖ 4’üncü yüzyılda yaşamış olan tarihçi Kallisthenes, Thebai Kutsal Birliği’nin muzaffer çıkılan muharebelerdeki rolüne dair en övgü dolu ve ayrıntılı anlatıyı bizlere sunar. Buna göre Kutsal Birlik tarihe kaydı düşülmüş iki önemli muharebe ile ön plana çıkar. MÖ 375 yılın daki Tegyra Muharebesi’nde Kutsal Birlik sayıca çok üstün bir Spar ta kuvvetini mağlup ederek askeri üstünlüklerini gösterir ve açık savaşta Spartalılara karşı ilk büyük zaferlerini elde ederler. Aktarılana göre bu muharebede Kutsal Birliğin rolü büyüktür. Zira Pelopidas, işgalci Sparta garnizonunun büyük kısmının Orkhomenos kentini terk ettiğini düşünerek, yalnızca birkaç süvari ve 300 kişiden müteşekkil Kutsal Birlik ile birlikte kente yaklaşır. Sparta’dan çıkan bir destek birliğinin Orkhomenos’a yaklaştığı haberini alınca geri çekilmek istese de az sayıda askeriyle birlikte seferden dönen Spartalılara yakalanır. Pelopidas’ın Birliğe duyduğu ve gerçekten de boşa çıkmayacak olan güvenini, “Düşmanın eline düştük” sözleriyle telaşını aktaran askerlere verdiği, “Onlar bizim elimize düşmüş olmasın? ” cevabından anlıyoruz.

Tarih sahnesinden ebediyen ayrılacaklarını tahmin edemezlerdi

Thebai ile Sparta’yı bir kez daha karşı karşıya getiren MÖ 371 Leuktra Muharebesi’nde Sparta ordusuna Epaminondas komuta ederken Birliğin askerleri yine Pelopidas’ın idaresindeydi. Epaminondas düşmanın sağ tarafına hücum ederek düzenini bozarken onlara ortadan saldıran Birlik, Sparta ordusunun yenilgiye uğratılmasında önemli bir rol oynadı. Bu muharebede Kutsal Birliğin en önemli parçası olduğu meyilli düzen taktiğinin bir benzerini yaklaşık yarım asır sonra Büyük İskender, Pers kralı Darios’a karşı uygulayacaktı.

MÖ 371 Leuktra Muharebesi’ne dair canlandırma.

Bu zaferin bir başka önemi, Spartalıların Yunanistan’daki egemenliklerine etkili bir şekilde son verilmesidir. Athenaeus’tan öğreniyoruz ki o gün savaş alanında Epaminondas’ın sevgilisi Asopikhos da yer alıyordu ve cesurca savaşmıştı. İki aşık o gün oradan muzaffer bir şekilde ayrılmıştı. MÖ 362 tarihli Mantinea Muharebesi’nde ise Epaminondas, bir diğer sevgilisi Kaphisodoros ile birlikte hayatını kaybetti. Yine Plutarkhos’un aktardığına göre aşıklar beraber gömülmüştü.

Chaeronea Muharebesi’ni
gösteren çizim.

Thebai Kutsal Birliği’nin hikayesi görece erken, şüphesiz çok acı bitti. Daha önce hiçbir muharebede mağlup edilemeyen Birlik, MÖ 338 yılındaki Chaeronea Muharebesi’nde Makedon süvarilerinin karşısında yerini aldığında, tarih sahnesinden ebediyen ayrılacaklarını tahmin edemezlerdi. Buradaki çarpışmalar, Makedonyalı II. Philippos ve genç oğlu İskender’e karşı savaşan Kutsal Birliğin sonunu getirdi.

Yerlerini terk etmeden, son kişi kalana değin cesaretle verdikleri mücadeleye rağmen tümü savaşta yok edildi. Rivayet odur ki savaş alanını gezen muzaffer komutan Philippos birbirlerine sarılmış vaziyette ölü yatan 300 askeri görünce merakına yenik düşer ve onların birbirlerine aşık 150 çiftten oluşan bir asker grubu olduğunu öğrenince göz yaşlarına boğulur. Şöyle ilave ediyor Plutarkhos, “Her kim ki bu askerlerin utanç verici şey yaptığını ya da buna maruz kaldığını düşünürse, sefilce bir ölüm üzerine olsun.”

Kim bilir belki de bu sözlerin ardında II. Philippos’un da bir zamanlar bu birlik ile temasının olması yatar. Hatta öyle ki, henüz on beş yaşındayken Pelopidas’a esir düşerek Thebai’de üç yılını geçiren Makedon kralı, Dio Chrysostom’a göre Pelopidas ile eşcinsel bir ilişki yaşamıştı.

Aşk ile cesaretin, bağlılık ile direnişin
taşa kazındığı bir sembole dönüştü

Chaeronea’dan ağır bir yenilgiyle ayrılan Thebai ordularının yanı sıra, yaklaşık kırk yıl boyunca elde ettiği başarılarla ünü Boeotia sınırlarını aşan Kutsal Birliğin kaybı aynı zamanda Thebai’nin askeri gücünün kalıcı bir biçimde kırılmasına neden oldu. Atinalı Phaedros’un, “Aşk büyük bir tanrı, insanlar ve tanrılar arasında bir mucizedir” sözleriyle tasvir ettiği ütopyası, Thebai Kutsal Birliği’nin varlığıyla, kısa da olsa, vücut buldu.

Yıkılmış Chaeronea Aslanı’nı tasvir eden gravür.

Plutarkh os’un kaleme aldığı, bir bakıma eros (ἔρως) yani duygu veya şehvet dolu aşk kavramının anlatısıydı. Kimi antik kaynakların sessiz kaldığı, kimilerinin ise sayılarına, başarılarına dair farklı anlatılar sunabildiğini görüyoruz. Modern tarihçilerin ise zaman zaman varlığını sorguladığı, bir efsane olarak tanımladıkları bu birlik, ölüme meydan okuyan aşkın kudreti etrafında örülen hikayesiyle, tartışmasız bir biçimde insan ruhunun derinliklerinde yankılanan bir duygu dünyasının tezahürü olarak karşımıza çıkar.

Günümüzde Chaeronea Aslan Heykeli.

Kutsal Birlik, Chaeronea savaş alanına dikilen de vasa
aslan anıt m ezarıyla somutlaştı; aşk ile c esaretin,
bağlılık ile direnişin taşa kazındığı bir sembole dönüştü.
Bu birlik, yalnızca askeri disiplinin değil, de –
rin bir duygusal bağlılığın da savaş alanındaki gücünü
temsil ediyordu. Chaeronea’da yan yana düşen, belki
de el ele ebediyete yürüyen aşık askerlerin mirasına iki
bin yıl sonra yeniden dokunanlar, yine eşcinsel aşıklar
oldu. 1818’de keşfedilen ancak Yunan Bağımsızlık Savaşı
sırasında tahrip edilen bu anıt, kendilerini Order
of Chaeronea ‘aşıklar cemiyeti’ olarak adlandıran bir
topluluk tarafından 1902-1903 yıllarında restore edildi.
Bu yalnızca tarihin tozlu sayfalarında kalmış bir anıtın
onarımı değil; aşkın ve sadakatin çağları aşan gücüne
bırakılmış geç kalmış bir selamdı.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir