Halet Çambel, İkinci Dünya Savaşı sonrasında adeta ‘kuş uçmaz kervan geçmez’ Karatepe-Aslantaş’ta,
çam ormanlarının içinde çadır kurup yaptığı kazılarla, at üzerinde korkusuzca tek başına yaptığı gezilerle,
dertlere derman olan karakteriyle Kadirli halkı arasında efsanevi bir kişilik kazanmıştı. ‘Karatepe’nin
güzel ecesi: Halet Abla’ olarak, 1960’lı yıllarda dağ köylerinde bile herkesin birbirine anlattığı bir söylence haline gelmiş, Toroslar’ın bu köşesinde adeta antik çağların bir ‘kadın anası’ gibi büyük saygı görmüştü.
Halet Çambel’in yaşamının önemli bir bölümüyle özdeşleşen Karatepe ile tanışıklığı, 1946 yılında
çıktıkları bir keşif gezisi sırasında, Kadirli’nin doğusunda olduğunu haber aldıkları Arslantaş harabelerine ulaşmasıyla başladı. Çambel, Toroslar’ın o dönemde ulaşılması zor bu köşesindeki Karatepe’de kazı ve araştırmalarını 2010 yılına kadar kesintisiz, büyük bir özveriyle sürdürdü. Çambel, Karatepe’deki yoğun arkeolojik çalışmaların yanı sıra, Çukurova’nın zengin folkloru ve etnografyasıyla da yakından ilgilenmiş, bu amaçla saha çalışmaları için pek çok uzman dostunu Karatepe’ye davet etmişti. Böylece günümüzdeki ‘somut olmayan kültürel miras’ çalışmalarını neredeyse yarım yüzyıl önce başlattı. 2006 yılında kendi deyimiyle “sevgili köylü kardeşlerine Halet Ablaları’ndan bir gönül armağanı olarak” yayımladığı Karatepeli Fıkraları kitabı, yayımına önayak olduğu Türkmen Ağzı Sözlüğü bu anlayışla hazırlanan derlemelerin bir ürünüdür.

Halet Çambel, 1960’lı yıllarda Karatepe kazı alanında işçilerle birlikte.
(Fotoğraf: Nezih Başgelen)
