Deprem mekanizmasının 13 milyon yıl önce oluştuğunu ve o günden bugüne depremlerin bu coğrafyada devam ettiğini söyleyen Naci Görür, depremler durdurulamayacağına göre yaşamak için tek çarenin deprem dirençli yerleşim alanlarına sahip olunması gerektiğini vurguluyor.
Nil Dilara Çolak
1999 Gölcük ve Düzce depremlerinde binlerce insan öldü ve yaralandı. Bu depremden hemen sonra aralarında Naci Görür’ün de olduğu çok sayıda bilim insanı, Marmara Denizi’nde yeni bir deprem olma tehlikesinin arttığını söyledi ve özellikle İstanbul’un depreme hazırlanması için alarm verdiler. Korku ve çaresizliğin zirve yaptığı bu dönemde, yerel yönetimler ve hükümet bu işi gerektiği kadar ciddiye almadı.
Marmara’daki tehlikenin boyutu bilinmiyor, deniz altındaki Kuzey Anadolu Fayı’nın potansiyeli belirsiz. İşte bu koşullarda İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bilim insanları Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun desteği ile NATO ve Avrupa Birliği’ne başvurarak Fransız ve İtalyan bilim insanlarıyla birlikte çeşitli araştırma projeleri oluşturdular.
2000-2007 yılları arasında Maden ve Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nün MTA Sismik-1, Deniz Kuvvetleri, Seyir ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı’nın Çubuklu-1, Fransız ve İtalyan gemileri Le Suroit, Odin Finder, Urania, Le Nadir, Marion Dufrasne ve L’Atalante gemileriyle gerçekleştirilen jeolojik ve jeofizik projeler sayesinde, depremden önce hiç bilinmeyen Marmara Denizi, bu araştırmalardan sonra dünyanın en iyi bilinen iç denizi haline geldi.

Koyu bir Jules Verne hayranı
2007 Mayıs’ında Marmara’ya getirilen L’Atalante gemisine bağlı Nautile adlı bir denizaltı ile denizin 1200 m derinliğine dalan Görür, tüm Marmara bölgesini ve Kuzey Anadolu Fayı’nı gözleriyle görür ve fay boyunca fokurdayarak çıkan su ve gaz sütunları karşısında sarsılır. Görür, bu dalışı çocukluğunda zevkle okuyup hayallere daldığı Jules Verne’nin kitabındaki Kaptan Nemo’nun maceralarıyla özdeşleştirir. Deprem kitabının isminin Fay’a Seyahat olduğu düşünülürse Görür’ün Jules Verne hayranlığı barizdir.
Görür bu kitapta, Marmara Denizi’nin altında sessizce yatan fayı incelemekle kalmıyor, uyandığında yukarıdaki İstanbul ve deprem farkındalığı olmayan İstanbullular üzerindeki kaçınılmaz etkilerini de gözler önüne seriyor. İstanbul’un bir an önce deprem dirençli hale getirilmesini öneren Görür, acilen kentin yönetim sistemi, altyapı, yapı stoku, çevre ve ekonomiden müteşekkil bileşenlerinin depremde alabilecekleri zararın daha deprem gelmeden önce hesaplanıp azaltılmasını ve böylelikle şehrin deprem dirençli hale getirilmesini savunuyor. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu, deprem mekanizmasının 13 milyon yıl önce oluştuğunu ve o günden bugüne depremlerin bu coğrafyada devam ettiğini söyleyen Naci Görür, depremlerin durdurulamayacağına göre yaşamak için tek çarenin deprem dirençli yerleşim alanlarına sahip olunması gerektiğini vurguluyor.

Fay’a Seyahat
Yazar: Naci Görür
Türkiye İş Bankası Yayınları
