Görülmemiş dünya: Piri Reis’in haritası

Sanat Tarihçisi,
Abdullah Deveci Eskişehir Okulu

Piri Reis kısaltma adıyla bildiğimiz Piri Muhyiddîn İbn Hacı Mehmed, Osmanlı denizciliğinin çok önemli
birkaç temsilcisinden biridir. O kendi çağının çok iyi bir kartografı ve Osmanlı donanma bürokrasisinde
çok önemli işler yapmış bir kaptandır. Piri Reis’in Karaman’da doğduğu sonraları ailesiyle Gelibolu’ya
göç ettiği bilinir. Amcası Kaptan-ı Derya Kemal Reis’in yanında daha çocuk yaşlarından itibaren Gelibolu’da denizciliği öğrenmeye başlar.

Akdeniz coğrafyasının etrafındaki tüm medeniyetler için deniz ve denizcilik, ticaretin ve kültürün taşıyıcısı oldu. Akdeniz uygarlığı dediğimiz aslında Akdeniz dünyasının ortak hafızası olan ticari, kültürel ve teknik birikimdir. Gemi ve denizle ilgili teknik ve coğrafya bilgileri de bu ortak hafızanın içindeydi. Dimitris Loupis’a göre hiçbir yazılı kaynağın olmadığı dönemlerde bile gemi ve gemicilere dair betimlemeler yapılıyordu. Akdeniz, binlerce yıllık birikimin her türden
değiş tokuşun ve iletişimin kanalı olmuştu. Kaptanlık sanatı da geometri, astronomi ve coğrafya bilgisinin ilerlemesine paralel bir gelişim gösterdi. Önceleri kıyı şeridi boyunca ilerleyen deniz yolu, bir dizi araç gerecin yardımıyla değişti. Açık denizlerde yol alınmasına yardımcı olan pusula, usturlap, ‘denizcilik talimat kitapları’ ve ‘hidrografik tablolar’ Geç Orta Çağ’a kadar kullanıldı.

Denizcilikle ilgili talimat kitapları Antik Yunan denizciliğindeki periploi adı verilen metinlerden beri bilinen ve zamanla gelişim gösteren limanların konum bilgileri ve birbirine mesafeleri, yönler,

derinlik, resif, sığlık bölgeler, boğazlar, içme suyu, yiyecek, gemi kerestesi gibi doğal kaynaklar ve gemideki denizcilerin ihtiyaç duyabileceği bilgileri içeren metinlerdir.

Bu metinler Bizans’ta stadiasmoi adıyla biliniyordu. Zaman içinde İtalyanlar ve Yunanlılar bu talimatları
portolano olarak adlandırdı. Batılıların kullandığı bu metinlerle Arapların kullandığı metinlerin bilgisi bir birinden farklı oldu. Örneğin; Hint Okyanusu’na dair olan Arapça metinlerde bir limanın konumu yıldızlara
göre verilirken Batılı metinlerde iki liman ya da mevki arasındaki mesafe bilgisi esastı.

Hazırladığı ilk Dünya Haritası’nı padişaha sunar İşte Piri Reis’în Kitab-ı Bahriye’si İtalyan portolanlarını hatırlatan Batılı tarzda hazırlanmış bilinen ilk Osmanlı portolan metnidir. Diğer iki haritası da üzerinde yer alan notlar ve haritacılık yöntemi nedeniyle birer portolan olarak değerlendirilir. Piri Reis’in portolanları 1783 yılı Mühendishane-i Bahri-i Hümayun düzenlemeleri ve 1789 ve 1807 yılları arasında III. Selim tarafından gerçekleştirilen denizcilik reformlarına kadar kısmi düzenlemeler ve eklerle sürekli kullanılmıştı. III. Selim reformlarını tetikleyen olayın da küçük bir Rus filosunun tüm Osmanlı donanmasını Çeşme yakınlarında yok etmesi olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Bu tarihlerden sonra artık geleneksel denizcilik terk edildi, yerine modern silah donanımlarıyla yeni denizcilik teknolojisi kullanılmaya başlandı.

Piri Reis kısaltma adıyla bildiğimiz Piri Muhyiddîn İbn Hacı Mehmed, Osmanlı denizciliğinin çok önemli bir kaç temsilcisinden biridir. O kendi çağının çok iyi bir kartografı ve Osmanlı donanma bürokrasisinde çok önemli işler yapmış bir kaptandır. Piri Reis’in Karaman’da doğduğu sonraları ailesiyle Gelibolu’ya göç
ettiği bilinir. Amcası Kaptan-ı Derya Kemal Reis’in yanında daha çocuk yaşlarından itibaren Gelibolu’da
denizciliği öğrenmeye başlar. Gelibolu bu tarihlerde Osmanlı donanması için önemli gemi yapım merkezi ve deniz üslerinden biridir. Amcası Kemal Reis’le birlikte deniz savaşlarına katılır ve neredeyse tüm Akdeniz’i dolaşır. Gelibolu’da bulunduğu yıllarda 1513 tarihinde bitirdiği ilk dünya haritasını hazırlar. I. Selim, Mısır Seferi’ne çıktığında da savaşa Gelibolu’dan kendi kadırgasıyla katılır.

Savaşta büyük yararlıklar gösterir. Piri Reis, I. Selim’in huzuruna çıkma fırsatı bulduğunda da hazırladığı ilk Dünya Haritası’nı padişaha sunar.

Piri Reis Mısır Seferi’nin ardından tekrar Gelibolu’ya döner 1521/2 tarihinde bitirdiği Kitab-ı Bahriye’nin ilk
versiyonunu hazırlar. Piri Reis’in tanınır olmasını ve donanma bürokrasisinde yükselmesini sağlayan olay
ise Kanuni’nin damadı ve sadrazamı İbrahim Paşa’yla tanışmasıyla gerçekleşir. 1524 yılında Mısır’da isyan
çıkınca Piri Reis İbrahim Paşa’yla Mısır’a gider. İbrahim Paşa Kitab-ı Bahriye’yi görür ve kitabı gözden
geçirerek yeniden hazırlamasını ister. 1526 yılında biten bu yeni versiyonu İbrahim Paşa’nın yardımlarıyla Kanuni Sultan Süleyman’a sunar.

1528 yılında da İkinci Dünya Haritası’nı hazırlar. Eserlerinin padişah tarafından kabulü Piri Reis’in 1547
yılında Osmanlı Hint Donanması’nın kaptanlığına getirilmesini sağlar. Tüm bu gelişmeler Piri Reis’in
önemli bir devlet görevlisi haline gelmesini, itibar görmesini ve denizciler arasında ünlenmesine neden olur. Ancak Portekizlerle yapılan savaşta yaşanan yenilgi ve Mısır valisinin kışkırtmaları sonucunda
1554 yılında idam edilir.

Piri Reis’in günümüze ulaşan üç haritacılık çalışması vardır. Bunlardan ilki olan 1513 yılında tamamladığı ilk Dünya haritasıyla 1528 yılında tamamladığı ikinci dünya haritası deri üzerine yapılmış büyük boyutlu haritalardır. Üçüncü çalışması bir talimatlar metni olarak kaleme alınmış Kitab-ı Bahriye isimli kitabıdır. Piri Reis 1521 yılında hazırladığı bu kitabı 1526 yılında yeniden elden geçirir. Kitabın farklı tarihlerde hazırlanmış kopyaları Akdeniz Dünyası rehberi gibi işlev görmüş ve modern denizcilik dönemlerine kadar kullanılmıştır.

I. Dünya Haritası

1929 yılında Milli Müzeler Müdürü Halil Ethem Eldem tarafından Topkapı Sarayı’nda bulunan harita, o sıralarda İstanbul’da bulunan şarkiyatçı Paul Kahle’ye gösterilir. Kahle, 1931 yılında Leiden’de yapılan Şarkiyatçılar Kongresi’nde haritayı yurt dışında tanıtır.
Yaklaşık 90×60 cm. büyüklüğündeki bir deri üzerinde çizilmiş bu harita asıl haritanın sadece bir parçasıdır. Bu parçada Avrupa ve Afrika’nın batı kıyıları, Atlas Okyanusu, Antil Adaları, Orta ve Güney Amerika’nın doğu kıyıları gösterilir. Piri Reis harita üzerine aldığı notlarda Kristof Kolomb’un 1498’de çizdiği Amerika haritasından, Portekiz ve Arap haritalarından yararlandığını belirtmiştir. Kolomb’un kayıp olan haritasının bilgilerinin taşıyıcısı olması bakımından harita ayrıca önemlidir. Sevim Tekeli’nin aktardığına göre; İspanyollar, Kolomb’dan başlayarak Hernán Cortés ve Ferdinand Macellan gibi çok bilinen kaşif denizciler dahil bütün kaşiflerin kullandıkları veya yaptıkları haritaları Seville Arşivi’nde saklar ve çok ender kopyalanmasına izin verirler. Günümüze kadar ulaşmaması nedeniyle, Kolomb haritalarının kopyalanmasına çok az izin verdiklerini anlıyoruz. Ancak Piri Reis, 1499-1502 yılları arasında katıldığı Portekizlilerle yapılan deniz savaşı ve korsanlık faaliyetleri sırasında yararlandığı Kolomb haritalarından birini ele geçirmiş olabilir.

Piri Reis, harita üzerinde önemli gördüğü yerlerin açıklamalarını yazmasına rağmen harita üzerine işlediği coğrafyalara gitmediğini biliyoruz. Sadece Piri Reis değil modern denizcilik dönemlerine gelinceye kadar, Osmanlı kaptanları Akdeniz ile Kızıldeniz’den
Basra Körfezi’ne uzanan kısımlar arasındaki sularda yol alırlar. Piri Reis değişik kaynaklardan derlenen bilgileri doğru biçimde kullanarak haritasını oluşturur. Gidilmeyen bu uzak coğrafyalar efsaneleri de içeren gizemli bir dünyadır. Piri Reis, bu efsaneleri
aktarırken bile bir bilim insanı titizliğinde bilgiyi nereden aldığını aktarır. Örneğin, Kolomb ile ilgili olarak Amerika kıyılarına düştüğü notların birinde Yavuz Unat’ın aktardığı biçimiyle şöyle der:

“İşbu kenarlara Antilya kıyıları derler. Arap tarihinin sekiz yüz doksan altı yılında bulunmuştur. Amma şöyle rivayet ederler kim Cinevizden bir kafir adına Kolonbo derler imiş, bu yerleri ol bulmuştur.”

İlerleyen bölümlerde Ceneviz sarayından destek görmeyen Kolomb’un İspanya Kralı’na yönelmesini
ise şöyle anlatır:

“Mezbur Kolonbo görür ki Cinevizlerden çare yok, sürer, İspanya Beyine varır, hikâyeti bir bir arzeder.
Anlar dahi Cinevizli gibi cevap verirler. Velhasıl bunlara Kolonbo hayli ibram eder. Ahir İspanya Beyi iki
gemi verip….”

Atlas Okyanusu’nda Portekizlilerin karavela adı verilen gemilerin dolaştığı haritada Şehnaz Biçer Özcan’ın belirttiği gibi, “dağlar kabartma, nehirler kalın çizgilerle, taşlık yerler siyah, kumluk, sığ yerler kırmızı noktalarla, denizlerde görünmeyen taşlık yerler haç işaretiyle” gösterilmiştir. Osmanlı resim sanatı
örnekleri içinde değerlendirilen bitki ve hayvan resimleri haritayı ilgi çekici hale getirirken bölgelere
ilişkin notlar, konuyla ilgili bölümlere kaydedilmiştir. Bütün portolan tarzı haritalarda enlem ve boylam
çizgileri ile bu çizgilerle bağlantılı harita düzeni yoktur. Bu tür haritalarda belirli noktalarda bulunan ve
yönleri gösteren pusula gülleri vardır. Pusula güllerinden ışınsal olarak yayılan yön çizgileri Piri Reis’in
haritasında da bulunur. Her pusula gülü doğrusal çizgilerle 32 parçaya bölünmüştür. Bu çizgiler harita
boyunca uzanır. Bu doğrusal çizgilerle mil ve bölümleri gösteren iki cetvelle birlikte limanlar arası uzaklık hesaplanır.

Haritada pek çok yanlış da vardır. Piri Reis’in Antilye vilayeti diye adlandırdığı yer eksik ve kaba çizilmiştir. Haiti ve Dominik’in bulunduğu yerde başka adalara işaret edildiği düşünülür. Kolomb’un kendi
haritasında yaptığı yanlışın Piri Reis’in bu haritasında da tekrarlandığı, Küba ve Haiti’nin bulunduğu yerde
Japonya’nın gösterildiği söylenir. Bu yanlışın nedeni, Kolomb’un keşif gezisini Asya’nın uzantılarına yaptığını düşünmesiyle ilgilidir.

Celal Şengör’e göre, çoğu Türkçe yayınlarda Piri Reis’in bu ilk haritası ve diğer eserleri için çok yaygın
biçimde kullanılan yanlış ve abartılmış bilgiler vardır. Yine Şengör’e göre Piri Reis’in haritası bugün Mercator denilen silindirik projeksiyon sistemine yakın fakat herhangi bir matematik temeli açık olmayan
ancak büyük bir ihtimalle ya Tirli Marinos’tan veya Araplardan öğrenilmiş veya kopyalanmış bir projeksiyona göre çizilmiştir. Haritacılıkta silindirik projeksiyon sistemi rota belirlemede kolaylık sağlar. Ancak kullanılan bu sistemde meridyen yerine kullanılan düşey hatlar düzdür. Piri Reis haritasının küresel bir projeksiyon yöntemiyle bağlantısı yoktur.

Başka bir anlatımla Piri Reis’in oluşturduğu haritada modelleme bildiğimiz gerçek küresel dünya değil,
silindir biçimli bir modellemeyle oluşturulan dünya gösterilmiştir. Bu haritacılık tekniği modern haritacılık öncesi dönemlerde -coğrafi keşiflerin yapıldığı dönemler dahil- yaygın olarak kullanılıyordu.

Antik çağlardan bu yana denizcilik ve gemicilik insanlık için hayati bir rol oynadı. Denizcilik teknikleri
ve gemi yapım becerileri ticaretin ve kültürel etkileşimlerin temelini oluşturdu. Denizler ve gemiler aynı
zamanda gizemin, tılsımın ve doğaüstü inanışların kaynağı oldu. Sinop Balatlar Kilisesi ve Assos Hüdavendigar Camii’nde görülen gemi ve deniz tasvirlerinin kötü hava koşullarından, kazalardan korunmak için yapıldığı düşünülür. Antik çağların Tanrıça Tyche’si bu inanışlardan bir başkasıdır. Yine de denizciler için iyi ya da kötü talih farketmez. Bir şarkıda geçtiği gibi; neresi sıla neresi gurbet. Denizciler için
gemilerdir memleket.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir