Eş(siz)cinsellik!
Mezopotamya’da tapınak fahişeleri sadece kadınlardan ibaret değildi. Hem ülkedeki bolluk bereketin devamı için hem de tapınağın menfaati için tanrıçanın gözetiminde, tapınaklarda her cinsiyetten insanla birlikte olmanız mümkündü. Hatta kontrollü eşcinselliği bir tarafa bırakalım, cinsiyet değiştirme bile öykülerde kendine yer bulur. Devamını Oku

Elma ve su
Sanskritçe yazılmış en önemli iki destandan birisi olan Mahabharata destanında, hem Ab-ı Hayat hem de şifalı su kaynağı öykülerinden örnekler bulunur. Destanın bir bölümünde, baş kahraman Bhima, Lotus Gölü’nü koruyan Yaksha adı verilen canavar bekçileri yendikten sonra, gölün sularında yaralarını iyileştirir. Bir başka bölümde ise Bhima’nın kardeşleri (Pandavalar), yanlışlıkla doğaüstü bir göl ile
karşılaşırlar. Devamını oku

Emperyalizmin emrinde
‘Kahramanın Seyr-ü Seferi’
“İnsanlar deniz trafiğini ne amaçsız bir zevk ne de başıboş maceralar için başlattılar. Onlar denize, sadece en güçlü dürtülerin baskısı altında gittiler” Devamını Oku

Şiddetin menüsü
- Efendim, buyurun. Batı medeniyetinin kendine köken olarak aldığı Helen Mitolojisi’ne hoş geldiniz.
- Hoş bulduk. Şiddetinizin çok meşhur olduğunu
duyduk. Bir defa gelen tekrar geliyormuş. Biz de birer şiddet rica edecektik. Devamını Oku

Mitolojinin sınıfsal nesnesi:
Mobilyalar
Ölüler ülkesinde bile mobilyalar sınıfsal. Onca insan ölüyor, hepsine bataklık, kayalık, uçsuz bucaksız çöl falan, Atina kralı gelince, ona özel tasarım sandalye.
Gözü kör olsun fukaralığın. Devamını Oku

Kadınlar nasıl kaybetti?
Yazının; söze nazaran, daha etkili ve kalıcı olduğu dikkate alındığında, Tunç Çağı sonrasındaki toplumların, bu siyasi, dini ve hukuki metinleri, yaşadıkları topluma ve zamana uyarlayarak, çağlar boyu kullanmaya devam ettikleri, böylece ataerkil
toplum yapısının bir kültürden diğerine aktarılarak sürdürüldüğü görülebilir. Devamını Oku

Nerelisin hemşehrim?
Troyalı!
Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılıp, Cumhuriyet’in kurulduğu ilk yıllarda, yurttaşlık bilinci oluşmamış, bir yurttaş olmanın kıymetini bilemeyen herkesin evinde, paşa dedesinin bir resmi, duvarda asılı olurdu. Böylece insanlar, soylu olduklarını, eski sarayla bir şekilde kan bağına sahip olduklarını göstermeye çalışırdı. Alelade, tekdüze yapılan bu resimlerin birçoğu sahte, aynı elden çıkma işlerdi. Kimileri de köşklerden, konaklardan böyle eski, gerçek resimleri toplar, ihtiyaç sahiplerine (!) satardı. Devamını Oku

Bira uygarlıktır
Efendim, düzenli okuyucular iyi bilir -bir arkeolog hastalığı olarak- bu satırlarda konuya her zaman en başından başlanır; geçmişten geze geze, göre göre, kah o coğrafyaya uğrayarak kah şu krallığı ziyaret ederek, kimi zaman ejderha üzerinde, kimi zaman bir tanrının alayı içinde çoğu zaman da söylencelerin tadını çıkarmak adına biraz sallana sallana bu güne ancak gelinir. Dedim ya bu bir hastalık, yapacak bir şey yok. Odin şifamızı versin! Devamını Oku

Biz; bugün bu dünyada
nefes alanlar, zamanın
neresindeyiz
Son yıllarda ardı ardına gördüğümüz depremler, seller, türlü felaketler, dibe vuran insanlık, yok edilen doğa… Bunlar var, bunlar acı ve gerçek. Fakat sen neredesin güzel kardeşim, Osiris ile mi, Seth ile mi birliktesin? Ya sen zamanın neresindesin? Devamını Oku

Antik dünyanın ilk
hayvanseverler derneği:
Pantheon
Özellikle din kavramının ortaya çıkmasıyla, doğaya hükmetme işi bir “Ulu’dan” bir kahramana devrolmuş, insan basit bir hayvan olarak doğadaki mücadelesini kendi başına sürdürmek durumunda kalmıştır. Artık ilahlar; evrenin yaratılışı, evrenin düzenlenmesi, insanın yaratılışı gibi daha önemli problemleri çözmek için uğraş vereceklerdir. Devamını Oku

Siyasetten kahraman
çıkmaz!
İşte canım okuyucu hem iktidar hem de yapısı gereği tam da o iktidarın karşısında, halkın yanında konumlanması gereken kahraman aynı kişi olamaz! Batılılar buna diyalektik, bizler de “eşyanın tabiatı gereği” deriz. Devamını oku

Merhaba adım Sapiens,
mekân sahibiyim!
İnsanın bu düzeni bozup da kendi sesini geri ele geçirdiği, komşusuna coşku ve mutlulukla seslenmeyi yeniden başaracağı zamana kadar, benim bu şimdiki çağa başka bir isim önerim var: Otomatik Çağ. Durdurabilene aşk olsun! Devamını Oku

Baş tanrınızı/tanrıçanızı
nasıl seçersiniz?
Özü savaş tanrısı olsa da Haldi bir baş tanrıdır. Dolayısıyla Urartu kralının her icraatı, ister kanal veya tapınak inşası olsun isterse bir kentin sıfırdan kuruluşu olsun ancak Haldi’nin emriyle, onun büyüklüğü, gücü ve lütfuyla gerçekleşir. Devamını Oku

Tarımın mitolojisi:
Tohum, teknik ve mevsim döngüsü
“Sis pencereleri kapladı, evi duman kapladı. Ocaktaki kütükler sıkışıp boğuldu, ağıldaki koyunlar bunalarak sıkışıp boğuldu. Koyun kuzusunu reddetti. İnek buzağısını reddetti. Telepinu da çekip gitti. Hububat ve hayvanların,
bolluk ve gelişme zenginliğini, Devamını Oku

Tanrıların armağanları:
Bitki, ağaç ve bahçe
Helen söylencelerindeki en güzel bahçelerden ilki, bugün Gürcistan topraklarında kalan Kolkhis şehrindeki Kral Aietes’e ait bahçedir. Altın postun peşine düşen kahramanların anlatıldığı Argonotlar Seferi efsanesinde, şan-şöhret kadar, bu bahçeyi görme ve oradaki zenginliklere ulaşma isteği de önemli yer tutar. Devamını Oku

Işık hep
Doğu’da kalsaydı!
Maden çağları; küreselleşme kavramının başladığı, insanlığın en hızlı gelişim gösterdiği, aynı zamanda en karışık ve düşmanca süreçleri barındıran, bunlarla birlikte sanat ve zanaat üretiminde çeşitliliğin, estetiğin ve ihtişamın zirveye çıktığı zaman dilimleridir ve bunların hepsine ev sahipliğini Yakındoğu coğrafyası yapmıştır. Devamını Oku

Batı’nın düzgün vatandaş
ihtiyacı: Kurallara uyan bir
insan kimliği yaratmak
İnsan şimdi geriye dönüp sorabilir, kırılma noktalarının herhangi birinde, ister Helen kültürü olgunlaşırken ya da ondan binlerce yıl sonra Batı “medeniyet” için yola çıkarken, kimlik oluşturmak adına, iki erkek figür değil de iki kadın rol model alınsaydı dünya bu kadar berbat bir yer olur muydu? Devamını Oku

Batı’nın
‘oyun’ ihtiyacı
Milyonlarca yıldır başımıza gelenlerin hep aynı olduğunu söylemek,
sanırım arkeologların en önemli işi olmalı. Durun! Yalnız değilsiniz;
bu daha önce de olmuştu, ondan önce de ve daha önce de. Devamını Oku

Kıyafetin
büyüsü
Sihir, büyü gibi olağanüstü özellikler içeren kıyafetler sayesinde bir bakmışsınız ki karaların, denizlerin üzerinden uçarak geçiyoruz; o narin derimize kılıç işlemez, aklımız ejderhadan, canavardan korkmaz olmuş. Küçücük bir aksesuar, görünürü görünmez, olmazı olur kılmış, âdemoğlu denilen benliğimizin dışında işler başarıyoruz. Tamam da hep mi iyiliğe yarar bu giyim kuşam? Devamını Oku

Erk’ine göre
muamele
Göbeklitepe dikilitaşlarında veya çağdaşı yerleşimlere ait heykellerde karşımıza çıkan ‘ereksiyon’ halinde betimlenen erkekler veya erkek hayvanlar bu yapıyı biraz zorlamış olsa da hala Neolitik denince akla ilk olarak Çatalhöyük’ün iki Anadolu Pars’ını elleriyle boynundan yakalayan, bu arada bir yandan oturduğu yerden rahatlıkla çocuk doğuran Ana Tanrıça figürü gelir. Devamını Oku

Depremin üç mitolojik
yüzü
Sürekli depreme maruz kalan, hareketli fay hatlarına ya da aktif volkanlara sahip ülkelerin mitolojilerinde ilk akla gelen, savaş temalı ancak depremin yıkıcı etkisini de içeren öykülerdir. Mağlubiyeti veya zaferi depreme bağlamak, efsane olduğu kadar tarihsel bir gerçek olarak da yüzümüze çarpar. Devamını Oku

Tanrıların gazabı:
Nergal
“Erra; bu eseri kim severek ezbere okur, ezbere okunmasından hoşlanır, çoğaltır ya da bir kopyasını evinde bulundurursa, kapısına asarsa; mutlu ve başarılı olmasını, kötü koşullarda ölmemesini emreder.”Devamını Oku

Tanrıların
savaşları
Şeytanla İsa’nın ‘ruhları kazanmak için’ birbirine karşı girdikleri mücadele en uzun süren tanrı savaşlarından biridir. İsa galip gelsin de yakılanların ruhu göğe erebilsin diye yüzbinlerce kadın ‘cadı’ olarak suçlanarak öldürülmüştür Devamını Oku

